Alparslan Varer Kimdir?

Increase text size Decrease text size
İnsanlar sevinçlerini, üzüntülerini, öfkelerini, hüsranlarını, aşklarını, sevgilerini benimle paylaşıyor ve bir insanın bunca duyguyu gönül rahatlığıyla sizinle paylaşmasını istiyorsanız hiç değilse ortalama bir şekilde sizi tanıması gerekiyor.

Kısaca, Uzman NLP Yaşam, Nefes ve İlişki Koçluğu çerçevesinde çalışmalarımı yürüteyim ve bu konularda uluslararası sertifikasyonlara da sahip olduğumu belirtmem gerekir. Bu unvanların dışında Aile ve Ebeveyn Koçluğu ve Kişisel Gelişim Uzmanlığı konularında da ayrıca sertifikasyonlara sahibim.

Çalışmalarımda birincil kriterim gizliliktir ve gizlilik işimin en hayati ve belirleyici unsurudur çünkü bazı seanslarda kişiler sadece içlerini dökmek için gelirler ve tüm seans boyunca onları hasta eden zihinlerindeki zehri akıtarak rahatlarlar. Bazen en gizli sırlarını anlatırlar, bazen hiç kimseye açmadıkları duygularını benimle paylaşırlar.

Acaba şirketin adını değiştirerek “Hayatla Bir Sırlar Kasası” mı yapsam? Sloganı da buldum! “Sırlarınızın güvenliği için çalışıyoruz.” Tamam canım, espride mi yapmayalım? Ama kabul edin fena olmadı!

Tüm bu aktardıklarımla birlikte kesin olan şu ki hiçbir belge kişinin uzmanlığını göstermez. Uzmanlığa yaşayarak, tecrübe ederek, olayların içinden geçerek o olaylarla muhatap kişilerin duygulanımlarını, düşüncelerini gözlemleyerek ve tüm bunların üzerine her türlü literatürü araştırarak ulaşılabilir. Sahip olduğumuz belgeler sadece karşımızdaki kişilere güven verme ve yaptığımız işi yasal zeminde yapabilme amacıyla sahip olduğumuz kâğıt parçalarıdır ama tabi ki gereklidir.

Gerçek anlamda gelişim yolculuğum halk adıyla epilepsi fırtınası diye de bilinen (status epileptikus) bir epilepsi atağı sonucu başladı diyebilirim. İnsan ölümü kısmen tatmak gibi tadı son derce acı bir deneyim yaşadığında sanki yaşamı anlamak adına ultra hızlandırılmış bir kursa gitmiş gibi oluyor. Birkaç saniye süren bu kursun sonunda kişi özün “ruhun” varlığını deneyimleyerek tereddütte hiçbir şekilde mahal bırakmayacak şekilde anladığında yaşamın anlamını, yaşama nedenini çok daha iyi anlamaya başlıyor.  Bu farkındalık çabası kişinin bedensel hayatının sonuna kadar devam ediyor. Aslında bedenin ölümünden sonra da bu öğrenme sürecinin devam ettiğine inanıyorum.

Bu yaşadığım zor deneyimden sonra, sadece kendi çıkarlarıma dayalı keyif ehli yaşamımı değiştirmem gerektiğini daha yirmili yaşlarımın başında gayet açık bir şekilde anlamıştım ve buna yönelik oldukça uç kararlar almak durumunda kalmıştım. Bu kararların bazılarını yaşamıma uygulamam oldukça zor olsa da var oluşumun getirdiği önceliklere dayalı olarak hareket etmem gerektiği açıktı.

Sonrasında süratle hizmet çalışmalarına başladım ve daha sonra araştırdığımda benim yaşadığım deneyimi yaşayan her insanın aynı şeyi yapmaya başladığını gördüm çünkü toplumun dayattığı kısır döngünün dışında geçekte ne olduğunu biraz olsun anlamaya başladığınızda hayatınızı yüksek bir ideale adamanın gerekliliğini çok daha net bir şekilde anlıyorsunuz.  

Aşevi, insani değerler çalışması, engelli merkezleri çalışmaları, danışmanlık hizmetleri vs. derken profesyonel anlamda ilk sivil toplum çalışmam olan Hizmet Birliği Derneği’ni kurdum. “Bu Dernek hiçbir dini ya da siyasi oluşuma bağlı olmayan yalın hizmetin, yardımseverliğin peşinden koşan bir yapıya sahipti.” Derneğin amacı aynı amaca sahip Sivil Toplum Kuruluşlarının birlikte çalışarak daha geniş bir etki alanı oluşturmalarını sağlamaktı fakat aynı amacı paylaşmakla birlikte, birçok vakıf ve derneğin birlikte çalışma fikrine çokça yanaşmadıklarını görünce çalışmayı tüzüğüne koyduğum şekilde, sokakta yaşayan, istismara uğrayan ve hükümlü çocukların sorunlarına yönlendirdim.

Çocuklara yönelik birçok çalışma ve proje yürüttüm ama beni en derinden yaralayan geceleri İstanbul'un arka sokaklarındaki kuytularda çocuklarımızın nelere maruz kaldıklarını görmekti. Bu gördüklerim beni sitemkâr bir şekilde üzmüştür çünkü bir çocuğun bu denli ahlak dışı bir şekilde sömürüldüğünü görmek herhangi bir kişinin sindirebileceği bir durum olmasa gerek. 

Bu arada çocukken geçirdiğim bir kaza sonucu ortaya çıkan epilepsi “sara” hastalığım devam ediyordu ve ülkemde epilepsi olanlar ve yakınlarının gidip destek alabilecekleri bir Sivil Toplum Kuruluşunun olamadığını öğrenmem üzerine epilepsi olanlar ve yakınlarına yönelik Türkiye'deki ilk sivil toplum kuruluşu olan Epilepsi ve Toplum Derneği’ni kurdum.

Bu çalışmayla birlikte epilepsi ile mücadelenin yollarını gösteren kişi, kurum ve kuruluşlara yönelik bine yakın seminer ve toplantı düzenledik. Bu çalışmaları Pendik, Kadıköy, Şişli ve Küçükçekmece bölgelerinde periyodik olarak yürüttük. Bu bölgelerin dışında talep gelen il ve ilçelerde de seminer çalışmalarımızı ayrıca devam ettirdik. Talep gelen polis ve milli eğitim teşkilatlarında epilepsi konusundaki önyargının azalması ve yanlış bilinen uygulamaların düzeltilmesiyle ilgili seminer de ayrıca düzenlemişizdir.  

Üsküdar, Pendik ve Kadıköy’de yedi veya on kişilik arkadaş gurupları oluşturarak kişilerin kendileri ile aynı sorunu yaşayan insanlarla ortak paylaşımda bulunarak kendilerini dışa açmalarını sağladığımız paylaşım gurupları oluşturduk. Bu guruplardan oldukça olumlu dönüşler aldığımı, birçok içine dönük epilepsi olan kişinin daha dışa dönük, yaşam enerjisi daha yüksek bireyler haline geldiğini defalarca görmüşümdür.

Epilepsi ve Toplum Derneği’ni kurmamızın akabinde yaptığımız çalışmaların dahası da var ama bu satırlara sığabileceğini zannetmiyorum. Bu çalışmaları ve sonuçlarını kitabımda ayrıntıları ile verdim.

Bu sırada enteresan bir olay oldu “Kesinlikle düzelmezsin, ömrünün sonuna kadar çekeceksin, seni sadece ameliyat paklar.” denilen hastalığım bu çalışmalar sırasında düzeldi ve halen hiçbir nöbet hatta nöbet öncesi belirti dahi olmadan yaşamıma devam etmekteyim. Bu olay hayatımın ikinci miladıdır diyebilirim.

Daha sonra tüm bu yaşanmışlıklar ve burada aktaramadığım dahasını insanların hayatlarını iyiye götürmek adına değerlendirmek için koçluk eğitimlerine başladım. Bu süreç boyunca çeşitli branşlarda eğitimler aldım ve bu eğitimleri yaşanmışlıklarımla ede ettiğim tecrübelerim ile her zaman ileriye taşımaya çalıştım.

Biraz dinlendikten sonra, onlarca yıla yayılan yaşanmışlığım ve tecrübelerimi paylaştığım “Epilepsiyi Yaşadım, Fark Ettim, Kurtuldum.” adındaki epilepsi ve kişisel gelişim temalı kitabımı yazdım.

Tüm bunların sonunda yasal bir zeminde çalışmalarımı yürütmek için Hayatla Bir’i kurdum ve halen bu çatı altında çalışmalarımı yürütmekteyim.

Sevgili dostlarım şunu asla unutmayın! Ben nasıl bir tecrübeye ya da eğitime sahip olursam olayım iş sizlerde bitiyor. Yaşamını bir adım öteye, daha yüksek bir ideale taşımak istemeyen ya da toplumun, yaşamın dayattığı kısır döngüden çıkarmaya çalışmayan biri için yapılacak çok az şey vardır.

Size kestirme yol diye anlatılan her şey ağzınıza sürülmüş bir parmak baldan ibarettir. Gelişim yolu bir kadının tabi doğum yapması gibi acılı, sancılı bir süreçtir, cesaret ister ve korkularınızdan arınmanız gerekir. 

Merak etmeyin bunları yazıp kimseyi yalnız bırakmıyoruz zaten biz de bu noktalarda devreye giriyoruz. Yeter ki siz ilk adımı atın yani gelişmek, dönüşmek isteyin. Göreceksiniz, benimle ya da bir başkasıyla ya da hiç kimseye ihtiyacınız kalmadan, kısa ya da uzun bir zaman içerisinde kendi yolunuzu mutlaka bulacaksınız. Zaten bizim de temel amacımız her danışanımızın kendi ayakları üzerinde durması, kendi yolunu bulması noktasında destek olmaktır ve herkesin zaman zaman bu desteğe ihtiyacı vardır.

Kişinin desteğe ihtiyacı olduğunu kendine itiraf etmesi zayıflık değil cesarettir çünkü kimse kolay kolay kendindeki eksiği görecek cesareti gösteremez ve kişinin gelişiminin önündeki en büyük engelde zaten budur.

Sağlıcakla kalın... 

AlparslanVarer
info@alparslanvarer.com

WeCreativez WhatsApp Support
Merhabalar, Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?