Increase text size Decrease text size Evet biliyorum, milyonlarca kişi, "kişisel gelişim, ruhsal dönüşüm, spiritüalizm" adı altında satılan bu kitapları alıp okuyor. İnsanların kitap okumaları ile herhangi bir sorunu olan bir insan değilim ama bazı kitapların yozlaştırıcı etkileri ile sorunu olan biriyim çünkü günden güne yozlaşan bu dünyada yaşayan biriyim. 

Şimdi hep beraber düşünelim! 

Bu kitapları yazan kişiler son derece derin bilinç yapısına sahip insanlar olarak biliniyor ve bu kadar derin bilinç yapısına sahip olduğu varsayılan bu insanlar, sözlerle anlatılamayacak birtakım son derece hassas ve derin konuları yazıya dökmeye çalışıyorlar. Kişi gerçekten bilge biriyse, yaşamı ve kendini sorgulayan birine dahi karşılıklı olarak yıllar süren uzun bir öğreti içerisinde aktarılacak böylesi derin bilgileri bir kitabın sayfalarına sığdırabileceğini nasıl düşünebiliyor.

Konuyla ilgili yaşadığım bir olayı paylaşmak isterim! 

Kitap evinde rafların arasında dolaşırken gözüme bir kitap takıldı ve arkasındaki açıklamayı okudum. Kitaptaki bilgilerin sahibi olan kişinin bir vasiyeti gibiydi ve diyordu ki, “Benim size aktardığım bilgileri bir kitap haline getirmeye çalışmayın çünkü bu bilgiler sadece yaşanarak öğrenilebilir.” Bilge olan böyle demişti ama anlaşılan etrafındaki bazı kişiler bunu pek anlamamış olacak ki o kişinin onlarca kitabı basıldı.

İnsan evladı işte ne yaparsın? Kendi iç dinamiklerini bulmaya çalışmaktansa başkalarının iç dinamikleri peşinden koşarak biat etmeye bayılıyor. “Biat etmek: Birinin egemenliğini tanımak, kabul etmek.” “Köle: İsim, Mecaz; Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse."

Başka bir soru işareti de bilge denen bu kişiler bu denli derin duygu ve düşüncelere sahip olabilmek için yaşayarak mı yoksa başkalarının yazdıklarından kopya çekerek mi bilgiye ulaştılar? 

Sevgili dostlarım, eğer kopya çekerek öğreniyorsanız ve bir kopyacının kitabını okuyorsanız, kopyacının kopyasını çekiyorsunuz demektir ama gelin daha iyimser olalım! 

Gerçekten yaşayarak birtakım şeyleri yazan birinin kitabını okuyorsanız dahi en iyi ihtimalle karakterinizi dönüştürmek, geliştirmek adına tüm o yazılanları gerçekten yaşamadığınız halde yaşayan birinden kopya çekiyor olmuyor musunuz?

Bu durum, bir talebenin yeterli bilgiye sahip olmadığından, yan tarafında oturan ve ondan daha fazla bilgiye sahip olan diğer “talebeden” kopya çekmesine son derece benzemiyor mu?

Aslında cevabı hepimiz gayet iyi biliyoruz ama her zaman yaptığımız gibi yalın bir şekilde gerçeği görmek yerine, o gerçeğin olmadığına kendimizi inandırmak adına elimizden geleni yapıyoruz çünkü biz bu kadar basit bir gerçeği göremiyor olamayız. Öyle değil mi? 

Bir mecazdan yola çıkarak konuyu aktaracak olursak. Bu dünya bir tiyatro sahnesi ise, kendi iradesi ile yaşayarak öğrenen kişiler o tiyatro sahnesinde doğaçlama kabiliyetine sahip olan, anı yaşayabilen kişilerdir ama başkalarının yazdıklarına biat ederek hareket eden kişiler ise aynı tiyatro sahnesinde suflör kullanan kişilerdir.  İşte yaşayarak öğrenen ve kitabi bilgiler ile öğrenebileceğini zanneden kişiler arasındaki ayrım bu kadar nettir. Yani bir teoride öğrenirken öteki pratikte, sahada öğrenir.

Tabii ki bu noktada kişiler teoride bir şeyleri öğrendikten sonra yaşayarak pratiğe dönüştürebilirler fakat dikkat edilmesi gereken konu, kişi pratikte öğrenirken asla ama asla teoride ona öğreten kişiye motamot tabii olarak pratik yapmamalıdır. Kişi yaşadığı anda doğaçlama bir şekilde kendi refleksleri ve duyguları ile hareket ederek anı yaşarsa, ancak o zaman sahip olduğu pratik onun için yaratıcı bir öğreti halini alabilir. 

Dostlarım, sorunlarınızı saptayın ve bunlar üzerinde uzun uzun düşünerek mesai harcayın ve bu mesailer süresince işin içinden çıkamadığınız noktalarda, oradan, buradan, onun, bunun kitabından kopya bilgilerle hareket etmeyin. 

Evet, işin içinden çıkamayacaksınız ve iyicene dibe vurduğunuz da eğer kopyacı değilseniz, ondan bundan kopya bilgiler ile kestirmeden kaçmaya çalışmayan azimli biriyseniz bir çıkış yolu aramaya başlayacaksınız. Bu çıkış yolunu gerçekten çaresizlik içerisinde aradığınızda, sizdeki oluşacak olan karmaşık fikirlerin, korkuların, çaresizliklerin yüksek oranda adrenalin açığa çıkarttığını göreceksiniz. İşte bu noktada açığa çıkan enerjiyi düşüncelerinize yönlendirmeyi başarabilirseniz gerçekten çok kuvvetli duyguların açığa çıktığını, bu derin duygu ve düşünceler sayesinde çözümleyemediğiniz birçok konuyu çok daha net bir şekilde kendi kendinize çözebildiğinizi göreceksiniz.

Sevgili dostlarım dikkat edin! Yaşamadan, sadece kitabi bilgi ile hareket eden insanların söylevlerinde sürekli olarak, “Falanca o konuda şunu söyledi, filanca bu konuda şunu söyledi.” şeklinde konuştuklarını çok net bir şekilde göreceksiniz. Yaşayarak öğrenmek yerine başkalarından kopya çeken insanlar fikirlerini bir türlü tutarlı bir şekilde ortaya koyamazlar çünkü temelde satın aldıkları bir fikri satmaya çalışmaktadırlar. 

"Sevgili dostlar, özgür iradenizle tercih sizin!" Yazacaktım ama ne gariptir ki kopya bilgiyle bilgi sahibi olduğunu zanneden kişiler neyi tercih edeceklerini bile bilememektedirler çünkü sürekli bitmek tükenmek bilmeyen ikilemler yaşamaktadırlar. 

“Oradan, buradan, ondan, bundan kopya çekmeyi bırakın ve bırakın yaşam size öğretsin. İnanın yaşam denen döngü, en iyi öğretiyi ve yol göstericiyi içinde barındırmaktadır.” 

“Bunu ben de biliyorum ama olmuyor işte!” Diye düşünüyorsanız, biraz önce yukarıdaki satırlarda bahsettiğim çaresizliği yaşıyorsunuz demektir ve size tavsiyem yukarıdaki satırlara dönüp çaresizlik ile ilgili yazdıklarımı tekrar okumanızdır. Dostlarım, korktuğunuz o çaresizliğin içerisinde sizin çareniz barınıyor olabilir ki bana göre kesinlikle barınıyor.

Sağlıcakla kalın...

Alparslan Varer
info@alparslanvarer.com

WeCreativez WhatsApp Support
İsim, telefon ve görüşmek istediğiniz konuyu belirtiniz!