Önyargı Ve Dostluk

Bana göre önyargı, içgüdüsel olarak insanların birbirlerini daha iyi tanıma, dost kazanma hasletlerinden kaynaklanmakta.
Sağlaması basit, insan sosyal bir varlıktır ve yalnızlık Allah’a mahsus bile değildir çünkü öyle olsaydı evreni, insanı yaratmazdı.
Durum böyle olunca, tamahkârlığın günden güne tavan yaptığı dünyamızda kişi yalnızlıktan kendini kurtarmak adına dürüst, sıcakkanlı, esprili, özü sözü bir dost arar halde kendini buluyor. İşte ne oluyorsa bu arayıştan dolayı oluyor ve insanın bitmek tükenmek bilmeyen daha iyisini isteme arzusunu daha iyi dost kazanma adına da kullanmaya başlıyor. Böyle olunca da durum dost arama kıvamından iş yerine eleman arama kıvamına dönüşüyor.
Yani kişinin kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak bilinçaltı ya da bilinçli sorgulama süreci denilen bir süreç işlemeye başlıyor. Buna sürece, vesvese, korku, kibir ve yüksek egolarınız sonucunda karşınızdakini önyargılarınıza mahkûm etme süreci dememizde hiçbir sakınca görmüyorum.
Peki, insanlar birbirlerini sorgulayarak gerçek anlamda tanıyabilirler mi?
Bana sorarsanız bu yolla kişi sadece kendi egosunu tanıyabilir diye düşünüyorum. “Tabiii! Kişi padişah, kraliçe, prens, prenses, guru, patron ve bilumum zatı muhterem kibrinden egosunu görebilirse !”
Dostlar size tavsiyem, kendinize şu soruları sorun ve cevapları üzerinde iyice düşünün.
**Bir insana diğer insanları sorgulama yetkisini kim verir?
**İnsan kendinde diğer insanları sorgulama üstünlüğünü görüyorsa o insana sizce ne denir?
**İnsanın, insanları sorgulama nedeni özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor, bunu da yaşadığı bazı olaylara dayandırıyor olabilir mi?
**Sorgulamak yerine, sadece yaşayarak, konuşarak, birbirini anlama çabasıyla insanlar birbirlerini tanıyamazlar mı?
**Kişilikler birbirinden farklılık gösterdiğine göre, insan geçmiş yaşanmışlıklarından yola çıkarak nasıl yeni bir kişiyi tanıyabilir? Bu noktada geçmiş yaşanmışlıklar önyargıyı beslemez mi?
Sevgili dostlar şunu asla unutmayalım, kişileri tanımak adına her türlü sorgulama, yargılama, önyargıya meydan veriyor.
Bu sorunu defalarca yaşmış biri olarak size tavsiyem; eski olsun, yeni olsun tanıdığınız kişileri yalın halleriyle, sanki ilk tanıdığınız insanmışçasına yargılamadan, sorgulamadan “muhabbetle” anlamaya çalışın. Göreceksiniz bu sürecin sonucunda cevap kendiliğinden vicdanınıza düşecektir.
Cevabı aklıyla vermeye çalışanlar, sorgu, yargı yöntemini kullanırlar ve bana göre, sonucu son derece sağlıksızdır.
Cevabı yürekleriyle vermeye çalışanlar yani vicdan yöntemini kullanırlar, objektif ve sağlıklı bir sonuç elde edeceklerdir.
Dikkat ederseniz aslında iki yöntemde de sorgulama var, fakat birincisinde kişi “karşısındakini” sorgular, ikincisinde kişi “kendini” sorgular.
Karar sizin, ya insanları sorgulayarak insanlara tepeden banklardan olacaksınız yada kendisini sorgulayarak mütevazı bir gelişme çabası içinde olanlardan olacaksınız.
Bir kıssadan hisseyle yazımızı bağlayalım. “Tek çeşit aptal vardır, o da karşısındakini aptal zanneden aptallardır.” ;)
Sağlık ve huzurla kalın...


Alparslan VARER ÜNALAN
alp@alparslanvarer.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder