Güçlü Olma Çabası


Güçlü olmak küçük yaşlardan itibaren içgüdüsel ya da yaşamsal nedenlerle karşımıza çıkan ve egomuzun bize dayattığı bir güdüdür.

Güç, içgüdüsel ya da bilinçli olarak yaşamımızda karşımıza çıkan bir gerçektir fakat bu güdüyü kontrol edemediğimiz taktirde o sizi gütmeye başlar ve çoğu zaman istem dışı öfke ile karşılaşma ihtimalimiz son derece yüksektir. Öfke kontrol edilemediği taktirde de karşı tarafa ya da kendimize zarar verilebilecek sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

Güçlü olma çabası içinde olan kişi ya da gruplar mutlaka karşıtlarını üreteceklerdir çünkü güçlü olma çabası her varlığın eşit olarak faydalanması gereken yaşama hakkını aşırı hırs ve tamahkarlıkla gasp ederek yaşamın dengesini bozar.

Gücü isteyenlere dikkat edin! Anormal bir hırsa ve kontrol edilemez bir arzuya sahiptirler. Bunların bir insanda “dozunda” olması doğaldır çünkü her ikisi de son derece yüksek motivasyonlardır fakat ne için kullandığı çok önemli.

Motivasyonlara sahip kişilerin enerjilerini toplumlarını geliştirmek yerine, kendi ceplerini genişletmek için, kişileri ezerek kendi egolarını tatmin için, toplumlar üzerinde hakimiyet kurmak için kullanıyorlarsa vay hallerine.

Bu sevdaya sahip kişiler, etraflarındaki bâzı kişilere ezik diyerek kendilerini yüceltmeyi popüler bir tavır olarak görebilecek kadar ahmaktır fakat ne yazık ki bu ahmaklığın farkında olamayacak kadar gücün tesiri altındadırlar.

Neden gücü istediğinizi mutlaka derinlemesine sorgulayın ve cevabı ararken, “Ama güçlü olmazsam başkaları beni ezer, ben eziklerden olmayacağım, dünyanın döngüsü bu” bezeri düşüncelere kapılmadan bunu yapın. Bu düşünceler aklınız kıyısından dahi geçiyorsa bilin ki açık seçik kendinizi kandırmaktasınız.

Gerçek güç ahlakın temeli olan adaleti sağlamak için çaba sarf etmektir, gerçek güç vicdanlı olmaktır, gerçek güç duyarlılıktır, geçek güç sevgidir, gerçek güç insanların yaşama haklarına saygı göstermektir, gerçek güç insani değerlere sahip olmaktır ve gerçek güç iradedir.

Özellikle iradenin gücünü sakın hafife almayın ama tabi bu noktada şunu da belirtmek gerekir. Biraz önce gerçek güç diye bahsettiğimiz şeylere sahip olmuşluktan dolayı bir güce sahipseniz onunu da son derece dikkatle kullanmalısınız çünkü kişiler pozitif güçleri kullanarak, bazen farında olarak, bazen de olmayarak karşılarındakileri hor görebiliyorlar, ezebiliyorlar.

İyi de kardeşim! Öyle gücü kullanma, böyle gücü kullanma peki ne yapacağız? Vallahi, dostlar cevap basit! Hiçbir şekilde gücün peşinden koşmayın çünkü onun girdabına kişi bir kere düştü mü, o kişinin kurtuluşu çok zordur.

Sonuç olarak güçlü güçsüz diye bir ayırım yoktur, bu ayrımı bize dayatan kendi komplekslerimizden ve egomuzdan başkası değildir. Bu noktada kendinizden başka bir suçlu aramayın çünkü kendinizi güçlü zannediyorsanız egoist, kendiniz güçsüz zannediyorsanız komplekslisiniz demektir. Her zaman söylediğimiz gibi dengeleyici unsur, kişinin sosyal sorumluluk çalışmalarından ayrılmadan, topluma duyarlı bir şekilde, yaşamın daha iyiye gitmesi adına çaba göstermesidir. Bu yoldan ilerleyenler duyarlılıklarından dolayı kibre, hırslarına kapılamazlar. Yaşamın daha iyiye gitmesi adına çaba sarf ettikleri için yani gerçek anlamda bir işe yaradıkları için komplekslerinden de kurtulacaklardır. Bana göre denge budur!

Sağlıcakla kalın

Alparslan VARER ÜNALAN 
alp@yasamvetoplum.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder