Gerçek Anlamdaki Değişimler Bir Gurup İdealist Azınlık Tarafından Gerçekleşmiştir

Yaşamımızda gerçek anlamdaki değişimler, doğru olanı gösteren ve doğru olduğunu bildiği gerçeklerle yaşamını düzenleyen bir gurup azınlık tarafından gerçekleştirilmiştir. Burada kastedilen doğrular basit ve karmaşık olmayan, incitmemek, doğaya saygı göstermek, ihtiyaç sahiplerini göz gelecek zamanı belirtmek etmemek, kendi menfaati kadar toplum menfaatini de gözetmek gibi bildiğimiz, değişmez olarak benimsediğimiz doğrulardır.

Bu doğrularla yaşamını düzenleyen kişilere dikkat edin, sadece kendi yaşamlarında değil, bulundukları topraklarda da değişim yaratmışlardır. “İyi de ben bir değişim yaratmak istemiyorum ki.” diye düşünenler “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetinde yaşayan insanlardır.

Yılanların her zaman bulunduğu bir hayatın içinde, yılanlara müsamaha gösterenler sayesinde yılanlar çoğalmakta ve bir gün o yılan tarafından sokulduğunda “Lanet olsun! Bu yılanları kim ortalığa salıyor?” diyebilmektedirler. Fakat yılan kadar, yılanı salan kadar, yılana göz yumanların da yanlışı olduğunu hepimiz gayet iyi bilmekteyiz ama hep işi şansa bırakma vurdumduymazlığını, aymaz bir şekilde gösterebilmekteyiz.

Sevgili dostlar, her kişinin gücü yettiğince toplum menfaatine yönelik, dünyayı bulunduğundan daha yaşanası bir hale getirebilmek adına çaba içinde olması insanı insan yapan yegane gerçektir ve bu gerçekten çeşitli bahaneler ile kaçtığımız, görmezlikten geldiğimiz sürece yılanların oyuncağı olacağız.

Aşağıdaki cümleleri kullananlardansanız bilin ki toplumu ileriye taşımak adına bir şeyler yapmaktansa kendi menfaati için çalışıp, kendi kendini kandırmayı tercih edenlerdensiniz. Yani yılanların uşağısınız ve özgür değilsiniz demektir.

”Ben ailemi ancak geçindiriyorum nasıl başkası için bir şey yapayım.” Gecekonduda kocası olmadan tek çocuğuyla yaşayan bir "hanımefendinin" yaptığı girişimler ile bulunduğu mahalleye beş yıl boyunca yiyecek, giyecek, kitap, eğitim ve dahasının gitmesini sağladığını gördüm...

”İşten zaman mı var, vallahi kafamı kaşıyacak zamanım yok.” Az ya da çok, zaman her zaman var ama insan "doyumsuz aklın" uşağı tamahkâr olunca gerçeği görmezlikten gelmek daha kolay olabiliyor. Tabi bu açıdan bakacak olursanız bu da sizi farkına varmadan dünyanın dayattıklarını yaşayan bir köle haline getiriyor.

”Kişi ilk önce kendini geliştirmeli daha sonra başkalarına faydası dokunabilir. Bu nedenle önce kendimi geliştirmeliyim, bunu başardığımda toplum adına çalışmaya başlayacağım.” Kişi kendini son nefesini vereceği ana kadar geliştirmesi gerektiğinden hareketle, bu zihniyete sahip kişilerin ölünceye kadar "kendinden başkasını düşünmeyen benciller güruhu" olarak yaşayacaklarını söylememiz çok da yanlış olmaz sanırım.

Enteresan olan, "Topluma hizmet kadar kişileri geliştirici başka bir enstrüman var mı?" Diye yıllarca araştırdım ve bulamadım çünkü hayatı yaşamadan, her kesimden insanla tanışık olmadan, toplumsal bir çalışmanın içinde acısıyla, tatlısıyla yoğrulmadan insanın gelişmesinin mümkün olabileceğine inanmıyorum.

Sonuç olarak, aklın oyunlarıyla, kandırmacalarıyla hayatınızı geçirmek istiyorsanız akıl insanının yolundan gidin. Nefes aldığınız dünyaya olan bir nefes borcunuzu ödemek, hatta nefes alamayanlara nefes olmak istiyorsanız, dünyanın günden güne iyiye doğru değişimine katkı sunmak istiyorsanız hizmet yoluna girin.

Bu arada, hizmette mesihler, ağalar, babalar, aracılar yoktur. Kişi kendi hizmet yolunu tercihleri ile çizer, bunu yapmayanlar mesihler, ağalar, babalar, aracıların uşağı olabilir. Tercih sizin…

Alaprslan VARER ÜNALAN 
alp@alparslanvarer.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder