Neden Yardımsever Olayım Ki?


"Neden Yardımsever Olayım Ki?" Bir kişisel gelişim stand-up gösteridir. Gösterimizi daha samimi olacağına inandığımız için yaşadığımız olaylardan kaynaklı tecrübelerden yola çıkarak gülmeceli bir mizansende oluşturduk.

Gösteri, sorunlardan kaçarak huzurlu yaşamak adına vicdanını bahanelerle gömmek kaydıyla kalp gözünü kapatmış, cehaletin getirdiği yalan bir mutlulukta hayatını geçirmekte olan çıkarcı bir karakterin yaşadığı şaşkın durumlar üzerine hicivle bina edilmiştir.

İki perdeden oluşan gösterimiz gülmeceli bir mizansen içerisinde yaşama dair birçok ipucunu barındırmaktadır.

Birinci perde spontane bir akışta yaşama dair birikimlerimizi gülmeceli bir dilde sunmakla geçecek. Birinci perdeyi bu kadar kısa bir tanımlamayla geçtiğimize bakmayın aslında gösterinin en uzun bölümü birinci perde fakat o kadar çok konu var ki ancak spontane bir şekilde değinilerek bu kadar çok konuya yer verebilirdik.

Birkaçından bahsetmek gerekirse evrensel bir gösteri hazırlamak için uzaylı dostlarla buluşma ve muhabbet faslı. İş hayatındaki sıkıcı toplantılar. Bazı hastaların üfürükçüye götürülmesi sonucu ortaya çıkan ilahi komedya. Lise döneminde hiç çiçek olmayan bir sınıfta sadece 38 böcekle neler yaşanabilir? Mahalle kültürü betonlarla öldürülmemişken ne haylazlıklar yapardık. Bu ve bunların dışında birçok konu mizansen içinde hiciv edilerek sunulacaktır.

Kişinin Gücü ve
İmkanları Oranında

Karşılık Beklemeden

Dünyanın Daha İyiye
Gitmesi İçin

Çaba Göstermesi Esastır
İkinci perde de ise çıkarcı karakterimizin hayatı değişmek üzeredir çünkü kendisiyle taban tabana zıt olan çocukluk arkadaşı kapısını çalacak ve ona daha önce hissetmediği duygular hissettirecektir. İşte insan olabilmenin gereği olarak ortaya koyduğumuz "Her kişinin gücü ve imkânları oranında, karşılık beklemeden, dünyanın daha iyiye gitmesi için çaba göstermesi esastır." tanımlaması bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Gösteri süresince tanımlama içerisindeki "Yardımseverlik, İrade, Adalet, Fedakârlık, İyilik, Sabır, Sebat gibi değerler iki karakter arasındaki samimi, gülmeceli çekişmeler süresince aktarılacaktır. Bu süre zarfında çıkarcı karakterimizin yediği manidar goller sonucu düştüğü şaşkın haller gösterinin amacından uzaklaşmadan gülmeceli bir atmosferde devam etmesine aracı olmaktadır.

Sonuç olarak işkembeden muhabbetle içi boş bir gösteri yerine, içi dolu, izleyenlerin geri kalan zamanını yüksek bir amaçla yaşamasına yardımcı olmaya yönelik ipuçları ile dolu gülmeceli bir gösteri hazırlamaya çaba gösterdik. Umarız hedefine ulaşır.

Sosyal Paylaşım

by alparslanvarer
Yayın yok.
Yayın yok.

Hakkında

Kim bu Alparslan Varer Ünalan ?

Sosyal mecrada ve dostlarımca "Ünalan soyadı neden adıma ek olarak bulunuyor?" diye soruyorlar. Bunun nedeni Rahmetli Anacığım Leman Varer Ünalan'dan dolayıdır. Ondan bir parçayı taşımaktan her vakit onur duyacağım çünkü yaptığım ve yapacağım her şey onun fedakarlığı, sevgisi ve şefkati sayesindedir. Bu nedenle yaptığım ve yapacağım her çalışma ona adanmıştır. Erzurumlu Leman Sultanı ve onun vesilesiyle şehit olmuş ve vefat etmiş tüm vefakar Analarımızı bir kez daha saygı ve sevgiyle anıyor, Allah'tan rahmet diliyoruz.

Bana kalsa "İnsan olmaya çalışan biri." der bu bölümü sonlandırırdım. Fakat insanların kalın önyargılarının aşılması için birinin kim olduğunu belirli ölçülerde de olsa bilmesi gerektiğini düşündüğümüzden bu bölümü koyma ihtiyacı duyduk. Dahası hiçbir yazının bireyin kimliğini, kişiliğini ortaya koymayacağı çok açık bir gerçek. Bu nokta da o malum kelime geçerli. “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.” Şimdi biraz ondan bahsedelim.

Hizmet yaşamım yirmi beş yaşında bir yemek kamyonunun kapısının açılmasıyla başladı çünkü o vakte kadar o kapının açılmasıyla gördüklerimden bihaber kalp gözüm kapalı, kendini iyi niyetli zanneden ama temelde bir şey yapmayan biri olarak yaşamışım. Hele o kamyonun kapısının açılmasıyla yemek almak isteyenlerin hareketlenmesi sonucu koca kamyonun sallanmasını hiç unutamam.

Yemek dağıtımı bittikten sonra kapılar kapandı ve kamyonun arkasında tek başıma kaldığımda ne hissettiklerimi kelimelere döküp yazma imkânım yok çünkü o sıkıntı verici acıyı tarif edecek kelimeler henüz keşfedilmedi. Kişinin kendi topraklarında bulunan bir kesim insanın yaşam şartlarının bu denli vahim olduğunu yaşayarak deneyimlemesi oldukça sıkıntı verici bir durum. Belki inanılacak gibi gelmiyor ama aradan yıllar geçmesine rağmen şu yazıyı yazarken dahi o sıkıntıyı hissediyorum.

Bu bölgede yaptığımız beş yıllık çalışma sonucunda götürdüğümüz yiyecek, giyecek, eğitim, sağlık hizmetleri akabinde mahalle halkının kendi hakkını arama amaçlı kurdukları dernekle birlikte artık kendi ihtiyaçlarını karşıladıklarını görmenin mutluluğuyla bu çalışmayı sonlandırdık zira amacımız insanları balık misali beslemek değil balık tutmanın yollarını göstermekti.

Bu çalışma bana insanların hayatlarına dokunulduğunda ve onlara bir şekilde umut olunduğunda zor da olsa yaşamlarının nasıl değiştiğini son derece açıkça göstermiştir. Gözlerinde umutsuzluk karanlığı olan inşaların, sabır, sebat ve azimle hareket edildiğinde zaman içerisinde nasıl umudun ışığıyla aydınlandığına şahit olmak benim için ayrı bir tecrübe olmuştur.

İlk zamanlar insanlar size “bu da gelir bu da geçer” misali, vicdanlarını rahatlattıktan sonra giderler gözüyle bakıyorlar ama bakıyorlar ki siz hep geliyorsunuz, “samimi bir şekilde” hep desteğinizi esirgemiyorsunuz o zaman siz onlardan bir parça haline geliyorsunuz, bir oluyorsunuz. Sizi o zaman sofralarına buyur edip ekmeklerini, çaylarını paylaşıyorlar.

Hey gibi günler! Hayatımın en güzel, en zevk aldığım, kendi toprağımın insanıyla en fazla bir olduğumu hissettiğim zamanlardı diyebilirim.

Sonralarda, aynı amaca sahip sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışarak daha geniş bir etki alanı oluşturmalarını sağlama amacıyla Hizmet Birliği Derneğini kurdum. Fakat aynı amacı paylaşmakla birlikte sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışma fikrine çokça yanaşmadıklarını göremem üzerine bu çalışmayı tüzüğüne koyduğum şekilde, sokakta yaşayan, istismara uğrayan ve hükümlü çocukların sorunlarına çevirdim.

Geceleri İstanbul'un ara sokaklarında, karanlıklarda çocuklarımızın nelere maruz kaldıklarını görmek beni çok kızdırmıştı çünkü benim toprağımın evladı bu sömürülere alet olmamalıydı. Bu şekilde kedi kendime kızdığım zamanları çok hatırlarım. Bir de madde bağımlısı Hasan kardeşimin sözleri hep kulağımdadır. "Alparslan Abi diyelim ki senin dediğini yaptım. Bana iş, aş sağlayabilecek misin ya sonra ne olacak?" İşte yine umutsuzluk içindeki toprağımın evlatlarından biri daha karşımdaydı ve bu konuyla ilgili çalışan STK’lar bulunsa da gönüllü çalışan yeterli değildi. Hasan umutsuz olsa da farkında olmadan o soruyu sorarak umudun kapısını aralamıştı ama o ve onun gibileri istisnaydı. On çocuktan birini sokaktan almak gerçek bir başarıydı diyebilirim.

“Zamanız da kaldı mı bunlar?” Demeyin çünkü bir kesim esnaf kardeşimden kendi bölgelerinde kızlı, erkekli farklı uyuşturucular kullanan çocukların, gençlerin haberleri hala bana ulaşmakta.

Bu arada çocukluğumda geçirdiğim bir kaza sonucu ortaya çıkan epilepsi “sara” hastalığım devam ediyordu ve Ülkemde hasta ve hasta yakınlarının gidip destek alabilecekleri bir STK’nın olmaması çok kanıma dokunmuştu. Bunun üzerine epilepsi olanlar ve yakınlarına yönelik Türkiye'deki ilk sivil toplum kuruluşu olan Epilepsi ve Toplum Derneğini kurduk.

Kurduk kurmasına da sağlık sektöründe dönenler pek hoşuma gitmemişti. İnsanların canlarını emanet ettiği bir kesim inanın “kariyer peşinde koşmak” dışında bir şey yapmadığını görmek benim için üzücü bir deneyim olmuştur. Neyse görevimiz bu hastalığa olan önyargının aşılması ve özellikle hasta ve yakınlarının umutsuzluklarına umut olacak seminer ve toplantılar yapmaktı ve bize düşeni kısıtlı bir bütçeye sahip olmamıza rağmen yaptığımızı düşünüyorum.

Bu arada enteresan bir olay oldu ve düzelmez denilen hastalığım bu on yıllık çalışma zarfında düzeldi ve artık hiç nöbet geçirmiyordum. Allah'a şükür aradan yıllar geçmesine rağmen hala herhangi bir sağlık sorunum yok. Biliyor musunuz, bana hayatında seni en mutlu eden şey ne oldu derseniz uzak ara işte budur.

Tüm bunlarla birlikte yirmi yıl boyunca hiç aralıksız çalışmak beni oldukça yormuştu ama bu yorgunluğun en büyük sebebi insanların duyarsızlıkları, bencil tavırları, kariyer düşkünü çabaları olmuştur.

Şimdi yazacaklarım bilesiniz ki kendimi övmek için değil hizmetten bahanelerle kaçmaya çalışanlar içindir. Geceli gündüzlü, tam yirmi yıl boyunca yaptıklarımı bir hastalığın en ağır şeklini yaşarken yapıtım. Hizmetten kaçmak için akıllarının kandırmacasında bahaneler üreterek duyarsız hale gelmiş insanlar gördüm. Unutmayın hizmet hiçbir bahane kabul etmez ve hizmet hiçbir şekilde ertelenemez zira hizmet yaşamın amacı olan yüksek bir idealdir ve yapanı gerçek mutluluğa kesin olarak ulaştırır.

Daha sonra toplumu hizmet alanı konusunda bilgilendirmek için ücretsiz dijital bir dergi çıkardık ama böyle bir dergiyi ücretsiz olmasına rağmen kısıtlı okuyan olduğunu görünce topluma daha fazla nüfus edeceğine inandığımız "Neden Yardımsever Olayım Ki?" gösterimize ağırlık verdik.

Hayatım boyunca birçok seminer verdim ve neredeyse her seminerde topluma hizmete vurgu yapıp insanları STK’lara yönlendirdim çünkü toplumsal kalkınmanın yegâne yolu organize bir toplumdan geçmekteydi ama bu yönlendirmeler inanılmaz ölçüde karşılıksız kaldı ki bir süre önce yayınlanan yardımseverlik endeksi bu saptamanın ne derece doğru olduğunu göstermiştir.

Ona buna laf atıp, bahaneler üretip Ülkemde o eksik, bu yok, diyerek aşağılayıcı dedikodu yaparak bir yere varılamayacağını bunca çalışmadan sonra net bir şekilde öğrenmiştim ve kendi gücüm ve imkanlarım oranında bir şeyler yapabilmek için “Neden Yardımsever Olayım Ki?” gösterisini hazırlamaya başladım. İlk seansımız “Neden Yardımsever Olayım Ki?” olacak. Bu gösteriyle ilgili bilgiyi gösteri kısmından edine bilirsiniz. Halen bu gösterinin hazırlanması ile uğraşıyoruz ve yakın zamanda sahneye koyacağız.

Eveeet canlar! Hayat dediğin bir andır ve benim hayatımdan birkaç anını sizinle paylaştım. Tüm samimiyetimle kalbimden geçenleri aktardım. Umarım altında bir buzağı aramazsınız.

Sağlıcakla kalın hayatınızda hep hizmet olsun.

İletişim

Burada bulunan bağlantılar dışında lütfen sosyal medya hesaplarımız üzerinden temas kurmaya çalışmayınız.
Sayfadaki formdan ve e-posta adreslerimizden bize ulaştığınız taktirde size en kısa zamanda geri dönüş yapılacaktır.

Name*


Message*


Çalışma teşebbüsle başlar